Futbolda Kurumsal Körlük ve Döngü
Futbolda Kurumsal Körlük ve
Döngü: Görülen Sorunlar, Görülmeyen Sistemler
Futbolda
tekrar eden krizlerin ardındaki düşünme biçimlerine dair bir değerlendirme.
Futbolda en
kolay yapılan şey, gözümüzün önünde duran problemi mutlak gerçek kabul
etmektir.
Kötü geçen
birkaç hafta, kaçan puanlar, tribün tepkileri, tartışmalı transferler ya da
teknik direktör değişiklikleri çoğu zaman bütün hikâyenin kendisi gibi görünür.
Oysa
futbolun en yaygın entelektüel yanılgılarından biri tam da burada başlar:
Belirtileri, sebeplerin yerine koymak.
Bir kulübün
yaşadığı sportif dalgalanma sahada görünür; fakat kökleri çoğu zaman saha
çizgilerinin çok daha ötesinde bulunur.
Bu nedenle
bazı sorulara yeniden bakmak gerekir.
Sorun
gerçekten o gün kaybedilen maç mıdır? Tartışmanın merkezindeki oyuncu mudur?
Yoksa bunlar, daha derindeki yapısal eksikliklerin yalnızca görünen yüzü müdür?
Kurumsal
körlük tam da bu noktada ortaya çıkar.
Bu kavram
cehaleti ya da kötü niyeti tarif etmez. Çoğu zaman iyi niyetli, yoğun baskı
altında çalışan ve kulübü için en iyisini isteyen insanların, içinde
bulundukları sistemin büyük resmini görememesiyle ilgilidir.
Futbolda
zaman dardır. Beklenti yüksektir. Sonuç baskısı ise düşünme alanını
daraltabilir.
Böyle
dönemlerde organizasyonlar bazen problemi çözmek yerine, problemin en görünür
parçasına müdahale eder.
Ve fark
edilmeden bir döngü oluşur.
Yeni sezon
heyecanıyla başlayan süreç, ilk sarsıntılarda yön değiştiren reflekslere
dönüşebilir. Oyun modeli tam yerleşmeden kadro yeniden şekillenir, roller
netleşmeden beklentiler büyür, sabır ile durağanlık birbirine karıştırılır.
Bazen scout
departmanının aylar süren raporları yönetim değişimiyle rafa kalkar. Bazen bir
teknik ekibin inşa etmeye çalıştığı oyun dili, kısa vadeli sonuç baskısının
içinde yarım kalır.
Ve kulüp
çoğu zaman aynı soruları, yalnızca farklı isimlerle yeniden tartışmaya başlar.
Futboldaki
birçok tekrarın sebebi, insanların yetersizliği değil; sistemlerin yeterince
öğrenememesidir.
İşte tam
burada karar alma meselesi önem kazanır.
Malcolm
Gladwell, Blink kitabında insan zihninin bazen saniyeler içinde güçlü
örüntüler yakalayabildiğini anlatır. Futbolda da deneyimli insanların sezgileri
küçümsenemez.
Bir scoutun
karaktere dair ilk hissi, bir teknik adamın oyuncu profiline ilişkin sezgisi ya
da yöneticinin kriz anındaki içgörüsü değerli olabilir.
Ancak aynı
gerçek başka bir uyarıyı da beraberinde getirir:
Sezgi,
sağlıklı bir sistem içinde üretildiğinde güçtür; baskının, önyargının ve
dağınık karar mekanizmalarının içinde ise kolayca refleks hâline dönüşebilir.
Bu nedenle
modern futbolda asıl mesele hızlı kararlar vermek değildir. Asıl mesele,
kararların hangi organizasyonel zemin üzerinde üretildiğidir.
Bazı
kulüplerin benzer bütçelerle farklı sonuçlar üretmesi de burada anlam kazanır.
Çünkü futbol yalnızca oyuncu kalitesiyle şekillenmez.
Karar alma
kültürü, rol netliği, teknik yapı ile yönetim arasındaki senkronizasyon,
kurumsal hafıza ve taraftarla kurulan güven ilişkisi; çoğu zaman skor
tabelasında görünmeyen fakat sonucu derinden etkileyen alanlardır.
Bugünün
futbolunda sürdürülebilir başarıyı belirleyen unsur, yalnızca iyi oyunculara
sahip olmak değildir.
Öğrenebilen
organizasyonlar inşa edebilmektir.
Belki de
futbolda sormamız gereken en önemli soru şudur:
Bir kulüp
her krizde yeni cevaplar mı arıyor, yoksa aynı cevapları farklı zamanlarda
yeniden mi üretiyor?
Çünkü bazen
sorun görünen yerde değildir.
Ve bazen
futbolun en büyük körlüğü, sahada olanı konuşurken kulübün nasıl düşündüğünü
unutmasıdır.
Read more




