Foto by Fahri Gündüz
Bireyel Antrenman
Öğretim Planı

Aklın Yönetim Coğrafyası: Kulübeden Yönetim Kuruluna Bir Teknik Direktörün Akıl Haritası

 

Aklın Yönetim Coğrafyası: Kulübeden Yönetim 

 

Kuruluna Bir Teknik Direktörün Akıl Haritası


Bir teknik direktör için akıl, yalnızca taktik tahtasına çizilen oklar ya da maç günü yapılan oyuncu değişiklikleri değildir. Akıl; futbolun içindeki kaosu düzenleyen, birbirinden tamamen farklı karakterleri aynı hedefe yönlendiren ve kulübün tüm enerjisini ortak bir yapıya dönüştüren görünmez merkezdir.


Çünkü futbol, yalnızca sahada oynanmaz.


Oyun; yönetim kurulu masasında, analiz odasında, transfer görüşmelerinde, koridorlarda, antrenman ritminde ve soyunma odasının sessizliğinde şekillenir. Teknik direktörlük bu yüzden sadece bir meslek değil; insanı, sistemi ve belirsizliği aynı anda yönetme sanatıdır.


Felsefe tarihi boyunca büyük düşünürler aklı, evrendeki düzensizliği anlamlı bir düzene dönüştüren en büyük güç olarak gördüler. Modern teknik direktörlük de tam olarak bunu yapar:
Dağınık enerjileri ortak bir organizasyona dönüştürür.

Sistemin İnşası: Ortak Akıl ve Yönetim Mimarisi


Her büyük futbol projesi, ortak bir aklın kurulmasıyla başlar.


Kulüp yönetimiyle yapılan ilk görüşmeler yalnızca kontrat pazarlıkları değildir; onlar, iki farklı vizyonun birbirini test ettiği stratejik alanlardır. Yönetim geleceği, ekonomik gerçekliği ve camianın duygusal yükünü temsil eder. Teknik direktör ise oyunun yönünü, metodunu ve sahadaki hakikati temsil eder.


Başarılı teknik adam burada çatışma üretmez; hizalama üretir.


Çünkü büyük projeler güç savaşlarından değil, düşünsel uyumdan doğar.


Akılcı bir teknik direktör, taraftar baskısını ya da beklentileri bir tehdit olarak görmez. Onları doğru yönetildiğinde kulübü ileri taşıyacak devasa bir enerji kaynağı olarak okur. Masadan yalnızca vaatlerle değil; uygulanabilir, zamana yayılmış ve gerçeklikle temas eden bir yol haritasıyla kalkar.


Kolektif Zeka: Teknik Ekibin Görünmeyen Gücü


Modern futbolda hiçbir teknik direktör tek başına yeterli değildir.


Oyunun hızı büyüdükçe uzmanlık alanları da derinleşmiştir. Veri analistleri, atletik performans uzmanları, scout ekipleri, psikolojik danışmanlar ve maç analiz departmanları artık teknik direktörlüğün çevresel parçaları değil; oyunun merkezindeki sinir ağlarıdır.


Gerçek teknik direktörlük, her şeyi bilmek değil; doğru insanları aynı düşünce sistemi içinde organize edebilmektir.


Bu nedenle elit seviyede teknik ekip kurmak, yalnızca güven ilişkisi kurmak değildir. Bu; farklı uzmanlıkları aynı metodolojiye bağlayabilme mühendisliğidir.


Birbirini eleştirebilen, veriyle düşünebilen ve egolar yerine sistemi merkeze koyabilen ekipler; teknik direktörün saha kenarındaki görünmeyen uzantısına dönüşür.


Çünkü kolektif akıl olmadan sürdürülebilir başarı kurulamaz.


Soyunma Odası: Aklın İnsan Doğasıyla Sınavı


Futboldaki en zor yönetim alanı taktik değildir.

İnsandır.


Her soyunma odası; farklı egoların, korkuların, kariyer savaşlarının, aidiyetlerin ve kırılganlıkların aynı mekanda çarpıştığı psikolojik bir evrendir. Teknik direktör burada yalnızca oyunu değil; insan doğasını yönetir.


İşte aklın gerçek sınavı tam burada başlar.


Çünkü güçlü teknik adam, duyguları bastıran değil; onları doğru yöne kanalize eden kişidir.


Oynamadığı için mutsuz olan bir oyuncu, özgüven kaybı yaşayan bir yıldız ya da form düşüklüğüne giren bir lider… Bunların hiçbiri yalnızca “problem” değildir. Bunlar, yönetilmesi gereken insan gerçeklikleridir.


Akılcı teknik direktör kriz anlarında öfkeye değil, açıklığa yaslanır. Soyunma odasında korku kültürü değil; güven iklimi üretir.


Çünkü oyuncular yalnızca sistemi değil, kendilerini anlayan liderleri takip eder.


Pratik Akıl: Oyunun İçindeki Soğukkanlılık


Saha kenarı, teorinin gerçekle çarpıştığı yerdir.

Maç başladıktan sonra futbol artık saf fikir değildir; akan zamanın içinde sürekli yeniden şekillenen canlı bir organizmadır. İşte burada devreye pratik akıl girer.


Skor üstünlüğü elde edildiğinde mesele geri çekilmek değildir; oyunun ritmini kontrol etmektir. Gerçek kontrol, topu rakibe bırakıp savunmaya gömülmek değil; alanı, zamanı ve tempoyu yönetebilmektir.

Geriye düşüldüğünde ise en büyük tehlike paniktir.

Çünkü panik, organizasyonu bozar. Organizasyon bozulduğunda ise takım fiziksel olarak değil, zihinsel olarak çözülür.

Büyük teknik direktörler bu yüzden kriz anlarında en sakin görünen insanlardır.

Kulübedeki o sakin beden dili aslında sahaya gönderilen görünmez bir mesajdır:
“Plan hala yaşıyor.”

Bir oyuncu değişikliği, formasyon kayması ya da asimetrik baskı düzeni bazen yalnızca taktik müdahale değildir; takımın zihinsel dengesini yeniden kurma hamlesidir.


Sonuç: Teknik Direktörlük Bir Akıl Sanatıdır


Futbol dışarıdan bakıldığında bir skor oyunu gibi görünür.

Oysa içeride bambaşka bir gerçeklik vardır:
Futbol, insan davranışlarını organize etme sanatıdır.


Teknik direktör ise bu organizasyonun merkezindeki kurucu akıldır.

Yönetim kurulu ile saha arasındaki gerilimden soyunma odasındaki kırılgan dengelere, transfer planlamasından maçın son dakikasındaki stratejik karara kadar her şey; aklın düzen kurma kapasitesiyle şekillenir.


Çünkü futbol tarihinde kalıcı iz bırakan teknik adamlar yalnızca kupa kazananlar değildir.

Oyunu düşünebilen,
insanı anlayabilen,
kaosu yönetebilen
ve bütün parçaları ortak bir anlam içinde birleştirebilenlerdir.


Ve sonunda futbolun en büyük gerçeği şudur:

Tesadüf maç kazandırabilir.
Ama sürdürülebilir başarıyı yalnızca organize akıl inşa eder.



Read more

Bilginin Taktik Mimarisi: Akıl, Veri ve Sahadaki Gerçeklik

 

Bilginin Taktik Mimarisi: Akıl, Veri ve Sahadaki Gerçeklik


Futbolda bilgi; oyuncu isimlerini ezberlemek, skor takip etmek ya da istatistik okumaktan ibaret değildir. Gerçek bilgi, oyunun içindeki kaosu anlamlandırabilme ve o kaosu kontrol edilebilir bir düzene dönüştürebilme becerisidir. Modern teknik direktörlük, aslında bir bilgi yönetimi sanatıdır.

Sahadaki 90 dakika; rastgele koşuların, bireysel yeteneklerin ve anlık duyguların toplamı değildir. Oyun, görünürde düzensiz olanın içindeki tekrarları görebilen zihinlerin savaş alanıdır. Bu yüzden futbol tarihi boyunca büyük teknik adamlar yalnızca takım yönetmedi; oyunu yeniden yorumlayan düşünce sistemleri kurdu.

Felsefe tarihinin bilgi üzerine yürüttüğü büyük tartışmalar da tam olarak burada devreye girer.


Zihindeki Oyun: Aklın Taktik Tasarımı


Felsefenin önemli bir damarı, doğru bilginin kaynağını dış dünyanın karmaşasında değil; zihnin kendi içindeki akılda, düzende ve değişmez ilkelerde arar.

Teknik direktörlükte bunun karşılığı “oyun felsefesi”dir.

Gerçek bir teknik adam için oyun modeli, haftalık sonuçlara göre şekillenen geçici bir plan değildir. O; teknik direktörün zihninde yıllar boyunca gelişen bir düşünce sistemi, bir bakış açısı ve bir oyun geometrisidir. Baskı hatları, pas açıları, geçiş organizasyonları ve alan paylaşımı; sadece taktik detaylar değil, aynı zamanda zihinsel bir düzen anlayışının sahaya yansımasıdır.

Çünkü skorun, tribünün ve maç içi kaosun baskısı altında bile oyunu ayakta tutan şey; teknik direktörün zihnindeki o yapısal akıldır.

Bir takımın karakteri, aslında teknik adamın düşünme biçiminin sahadaki izdüşümüdür.


Sahanın Hakikati: Veri, Deneyim ve Gözlem


Buna karşılık başka bir düşünce geleneği ise bilginin kaynağını deneyimde arar. İnsanın zihni başlangıçta boş bir levhadır; onu dolduran şey gözlem, pratik ve yaşanmış gerçekliktir.

Modern futbolun analiz dünyası tam olarak bu anlayış üzerine kuruludur.

İzlenen yüzlerce maç, video analizleri, GPS verileri, koşu mesafeleri, baskı yoğunlukları, pas haritaları ve oyuncu davranış modelleri… Bunların tamamı oyunun sahadan gelen canlı kanıtlarıdır.

Çünkü futbol, yalnızca fikirlerle yönetilemez.

Sahadan kopmuş her oyun modeli zamanla dogmaya dönüşür. Gerçeklikle temas etmeyen teori, ilk baskı kırıldığında çöker. Bu yüzden elit teknik direktörlük; yalnızca düşünce üretmek değil, düşünceyi sürekli olarak oyunun gerçekliğiyle test edebilmektir.

Veri burada sadece sayı değildir. Veri, oyunun görünmeyen davranışlarını görünür hale getirme aracıdır.


Büyük Sentez: Teknik Direktörlüğün Gerçek Bilgisi


Felsefe tarihinin en güçlü fikirlerinden biri şudur:

“Deneyimsiz kavramlar boş, kavramsız deneyimler kördür.”

İşte teknik direktörlüğün özü tam olarak burada doğar.

Sadece veriyle çalışan bir teknik adam, oyunun ruhunu kaybedebilir. Sadece fikirlere tutunan bir teknik adam ise oyunun gerçekliğinden kopabilir. Gerçek ustalık; akıl ile deneyimi aynı sistem içinde birleştirebilmektir.

Çünkü yüzlerce maç izlemek tek başına bilgi değildir. Asıl mesele, o karmaşık veri yığınından anlam çıkarabilmektir.

Bir teknik direktörün farkını belirleyen şey:

  • ne kadar veri topladığı değil,
  • o veriyi hangi düşünce sistemiyle yorumladığıdır.

Taktik vizyon tam olarak burada ortaya çıkar.

Oyun bilgisi; yalnızca ne gördüğünüz değil, gördüğünüz şeyi nasıl anlamlandırdığınızdır.

Bu nedenle futbol, sadece fiziksel bir mücadele değil; aynı zamanda epistemolojik bir savaştır. Sahada iki takım kadar, iki farklı bilgi anlayışı da karşı karşıya gelir.


Ve çoğu zaman maçı kazanan taraf; daha çok koşan değil, oyunun hakikatini daha doğru okuyan taraftır.

 



Read more

Oyunda ve Hafızada Var Olmak: Bir Teknik Direktörün Vizyon Notları

 "Bir şeyin var olması ne anlama gelir?" ve "Gerçekten var olan nedir?"


Ontolojinin (varlık biliminin) bu iki kadim sorusu, sadece felsefi birer soyutlama değil; modern bilimin, kuantum fiziğinin ve hatta yeşil sahaların ortasındaki o 90 dakikalık varoluş mücadelesinin de temelidir.

Felsefi açıdan varlık; sabit, donmuş bir kütle değildir. Herakleitos’un binlerce yıl önce söylediği gibi, bir akıştır, süreçtir ve sürekli bir oluştur. Bilimsel açıdan baktığımızda da durum farklı değildir: Maddenin en küçük yapı taşları bile sürekli bir hareket, etkileşim ve enerji transferi halindedir. Yani aslında hem felsefede hem bilimde var olmak, eylemde bulunmak ve bir ilişki ağı inşa etmek demektir.

Bir teknik direktör için de durum tam olarak budur. Futbolda "var olmak", sadece bir kulübün kulübesinde oturmak ya da bir sözleşmeye imza atmak değildir. Teknik direktörün varlığı; sahaya yansıttığı akıl, hafızasında taşıdığı veri, analiz ettiği her bir 90 dakika ve inşa ettiği oyun felsefesi kadardır. Kulübede olmadığınız o dönemlerde bile, zihinsel ve bilimsel olarak oyunu yeniden üretiyorsanız, ontolojik olarak futbolun tam merkezinde var olmaya devam ediyorsunuz demektir.


Oyunda ve Hafızada Var Olmak: Bir Teknik Direktörün Vizyon Notları


Futbol, sadece topun çizgiyi geçmesinden ibaret mekanik bir oyun değildir; o, belirsizliklerin yönetildiği, sürekli akan ve değişen canlı bir organizmadır. Bir teknik direktör için çalışmadığı, kulübeden uzak kaldığı dönemler bir "yokluk" veya duraklama evresi asla olamaz. Aksine, oyunun gürültüsünden uzaklaşıp onu en saf, en bilimsel haliyle analiz ettiğiniz, ontolojik anlamda oyun içi varlığınızı en üst seviyeye çıkardığınız bir kuluçka dönemidir.

Benim için bu dönemin yapı taşları, son iki sezonda yaşadığım yoğun pratikler ve sonrasında rasyonel bir akılla kurguladığım vizyon çalışmalarıyla şekillendi.


Süreçten Çıkan Öğretiler: Altınordu Deneyimi


Geçtiğimiz sezonun play-off virajı öncesinde Altınordu ile anlaştığımızda, önümüzde hata payı olmayan bir süreç vardı. Deplasmandaki İskenderunspor beraberliğiyle play-off biletini cebimize koyduktan sonra, adeta bir satranç tahtasına dönen eleme turları başladı. Adana 01 FK’yı penaltılarda eleyerek geçtiğimiz ilk tur, ardından Kastamonuspor’u saf dışı bıraktığımız ikinci tur bize zihinsel dayanıklılığın önemini bir kez daha gösterdi. Grup finalinde, ilk maçın 90+7. dakikasında yediğimiz o gol, futbolun yapısal belirsizliğinin en somut kanıtıydı. İkinci maçta üstün, dominant ve iyi bir oyun sergilememize rağmen beraberliğin yetmemesi, bizi hedefimizin hemen eşiğinde bıraktı.

Yeni sezonda önümde birçok farklı seçenek olmasına rağmen, yarım kalan hikayeyi tamamlamak ve istikrarlı bir kurumsal yapıda üretmeye devam etmek adına Altınordu’da kalmayı seçtik. Ancak futbolun doğasında olan o rasyonel kırılmalar, bazen sürecin ve sonuçların beklediğiniz gibi gitmesini engeller. Ligin 10. haftasında aldığımız ayrılık kararı, benim adıma yeni bir sayfa, tamamen profesyonel takım teknik direktörlüğüne odaklanmış bir vizyonun başlangıcı oldu.


Laboratuvara Dönüş: Bilimsel ve Sistematik Hazırlık


Ayrılığın hemen ertesi günü, bir sonraki görevimde daha başarılı olmanın formülünü yazmak için işe koyuldum. Teknik direktörlüğü sürekli gelişim talep eden, bilimin imkanlarından sonuna kadar faydalanması gereken bir zanaat olarak görüyorum. Bu süreçte zamanımın ve emeğimin çok büyük bir kısmını, özellikle yurt dışı kaynaklı elit eğitimlere, modern taktik varyasyonlara ve küresel trendlerin analizine ayırdım.

Bu entelektüel yatırımı yeşil sahaya indirmek için dört aşamalı, bilimsel bir çalışma metodolojisi kurguladım:


1. İzleme Takvimi ve Odak Yönetimi

Oyun hafızamı taze ve dinamik tutmak adına net bir izleme hiyerarşisi oluşturduk. Maçları üç ana gruba ayırdım:

  • Canlı Stat Takibi: Oyunun çıplak gözle, topsuz alandaki taktiksel kaymaları ve oyuncu davranışlarını en net gösteren formatı.

  • Canlı Ekran Takibi: Anlık reaksiyonları ve taktiksel değişimleri eş zamanlı yakalama süreci.

  • Tekrar İzleme: Detayların, geçiş hücumlarının ve savunma yerleşimlerinin cerrahi bir titizlikle incelendiği sekanslar.

Bu planlamada ağırlığı 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig maçlarına vererek daha çok hedefe yöneldim. Süper Lig’i ise önem sırasına ve ülkemizdeki belirli teknik direktörlerin gelişmiş oyun planlarına göre takvime dahil ettim.


2. Hedefli Kulüp ve Taktik Analizi

Çalışma olasılığımın yüksek olduğu, dinamikleri bana uygun kulüplerin maç analizlerini birinci önceliğe aldım. İkinci adımda ise ufkumu genişletmek ve modern taktiksel trendleri yakalamak adına, dünya futboluna yön veren üst düzey yabancı teknik direktörlerin oyun felsefelerini ve asimetrik formasyonlarını masaya yatırdım.

3. Mikro Boyutta Oyuncu Analizi

İzlenen yüzlerce maç içinden tespit ettiğimiz oyuncuların güçlü ve zayıf yönlerini belirledik. Buradaki temel amacım, sadece oyuncunun mevcut durumunu görmek değil; farklı oyun formasyonlarında ve sistemlerde neler vaat edebileceğini (potansiyel tavanını) öngörmek oldu.

4. Makro Veri ve Yapay Zeka Entegrasyonu

Modern futbol artık bir veri savaşıdır. Tüm liglerin istatistiksel verilerini havuzumuzda topladıktan sonra, yapay zeka araçlarını devreye soktuk. Kendi oyun felsefeme uygun filtreler oluşturarak datayı taradık. Yapay zekanın filtrelerine takılan oyuncularla, bizim sahada gözlemlediğimiz oyuncuları çapraz kontrole aldık. 


Büyük Resim: Oyunun Ontolojisi ve Geleceğin İnşası


Tüm bu derinlemesine analiz sürecinin sonunda, futbolun doğasına dair çok net bir gerçeklik su yüzüne çıkıyor: Bir oyun felsefesi, net bir proaktif (aksiyon alan) hafızası olan teknik direktörlerin takımlarını analiz etmek çok daha kolay ve keyiflidir. Çünkü sahada ne yapmak istediğini bilen bir akıl vardır.

Buna karşın, sadece rakibe göre konumlanan reaktif (reaksiyon gösteren) bir plan sergileyen teknik direktörlerde oyunun belirsizliği katlanarak artıyor. İşin asıl zorlayıcı kısmı ise şu: Lig düzeyi aşağıya doğru indikçe, reaktif oyun planı daha da göze batıyor. Bir teknik direktör çağdaş bir oyun felsefesini benimsese dahi, alt liglere inildikten sonra bu felsefeyi oyuncu grubuna kabul ettirmesi, ezberleri bozması ve sahada gerçekleştirmesi çok daha büyük bir dirençle karşılaşıyor.

İşte tam olarak bu yüzden, kulübeden uzak kaldığımız bu dönemde yaptığımız vizyon çalışmaları hayati bir önem taşıyor:

Sezon başında bir takımla anlaşıp, transfer planlamasından oyuncu mühendisliğine kadar işin içinde bulunduğunuzda ve sezon başı kampıyla o saf oyun felsefesini takıma zerk ettiğinizde, başarı olasılığını matematiksel ve bilimsel olarak zaten artırmış oluyorsunuz.

Ancak ülkemiz futbolunun bir gerçeği var: Takımların çok büyük bir kısmı sezon ortasında teknik direktör değişimine gidiyor. İşte bizim bu dönemde yaptığımız proaktif hazırlık, tam olarak bu kaos anında fark yaratmak için tasarlandı. Sezon içinde bir takımla anlaştığımız anda; ligdeki oyuncuları halihazırda tanıyor olmak, rakiplerin zayıf ve güçlü yönlerini bilmek ve karşı karşıya geleceğimiz teknik direktörlerin oyun kodlarına önceden çalışmış olmak bize zaman kazandıracaktır.

Biz oyunu sadece izlemedik; onu parçalarına ayırdık, analiz ettik ve yeniden inşa ettik. Hafızamız taze tuttuk, veriler ile oyun felsefemizi geliştirdik, yeşil sahada bu aklın performansa dönüştürülmesini çalışmaya devam ediyoruz.



Read more

Bir genç takım Antrenörü doğadan ne öğrenebilir?

 LinkedIn de Emre Başkan (kim olduğunu google dan aratın lütfen) doğanın bize nasıl öğrenmen olabileceği ile ilgi bir yazı paylaştı.

24 Yıllık futbol hayatımın son 6 yılını elit genç oyuncu yetiştirme çabası ile geçirdim. Aynı zamanda iyi antrenörlerin yetişmesi için hem kulüp içinde hem de Futbol Federasyonu Eğitim programlarında antrenörlere katkı sunmaya çalıştım.

Genç oyuncu gelişimi için ne kadar sabırlı olmamız ve nasıl davranmamız gerektiğini doğa bize nasıl öğretebileceğini Emre Başka'nın maddelerine hiç dokunmadan paylaşıyorum.


Şahsen tarımın metaforik olarak bize fazlasıyla ders verdiğini düşünüyorum. İzninizle birkaç tanesini paylaşmak isterim:

Bir çiftçi;
🌱Yetiştirdiği bitkilere bağırmaz. Onlara şefkat gösterir.
🌱Ekinlerini yeterince hızlı büyümüyorsun diye suçlamaz. Derdini anlayıp çözüm üretmeye çalışır.
🌱Bitkilerinin büyüme şansı varken, onları kökünden kopartıp atmaz. Aksine, onların daha iyi büyüyebilmesi için emek verir.
🌱Toprağına en uygun bitkileri seçer.
🌱Bitkilerinin etrafındaki istenmeyen, toksik otları temizler.
🌱İyi sezonlar kadar kötü sezonlar yaşayabileceğini de bilir.
🌱Hava şartlarını kontrol edemeyeceğinin farkındadır, enerjisini ona uyum sağlamaya harcar.
🌱Bir problemle karşılaştığında ekinlerini ortada bırakmaz, onlar için çözümler üretmeye çalışır.
🌱Emek vermeden, yatırım yapmadan kazanç sağlayamayacağını bilir.
🌱Kısa yollardan başarıya ulaşmaya çalışmaz. Sabretmeyi bilir.



Read more

Kazanmak İçin Planlanan İyi Oyun Modeli



Read more

Herhangi bir eylemin pratiği etkili bir biçimde nasıl yapılır?

 Herhangi bir eylemin pratiği etkili bir biçimde nasıl yapılır?


İster tek ayak üzerinde dönüş ister enstrüman çalmak ya da beysbol topu atmak olsun; herhangi bir fiziksel beceri, pratik gerektirir. Pratik, geliştirme amacıyla bir eylemin tekrarlanmasıdır ve eylemi daha kolay, daha hızlı ve daha güvenli yapmamızı sağlar.

Peki pratik bizi daha iyi hale getirmek için beynimize ne yapıyor?

               Beynimizde iki tür sinir dokusu vardır. Gri madde ve beyaz madde. Gri madde beyinde bilgiyi işler, sinir hücrelerinde sinyalleri ve duyusal uyaranları yönlendirir, beyaz madde ise çoğunlukla yağ dokusu ve sinir liflerinden oluşur. Vücudumuzun hareket etmesi için bilginin, beyinin gri maddesinden, akson adı verilen bir sinir lifi zinciri aracılığı ile omuriliğe, oradan da kaslara yolculuk yapması gerekir. Peki pratik veya tekrar, beynin içsel çalışmalarını nasıl etkiler? Beyaz maddede bulunan aksonlar, miyelin adı verilen yağlı bir cisimle sarılıdır. Pratikle değişen şey de bu miyelin örtüsü ya da kılıfıdır. Miyelin, elektrik kablolarındaki yalıtıma benzer. Sinirsel yollarda daha etkili bir biçimde hareket ettirerek beynin kullandığı elektrik sinyallerinin kaybını önler.

Farelerde yapılan bazı çalışmalar, fiziksel bir hareketin tekrarının, aksonları yalıtan miyelin kılıfının katmanlarını da arttırdığını öne sürer. Ne kadar çok katman olursa, akson zincirleri etrafındaki yalıtım da o kadar güçlü olur ve beyni kaslara bağlayan bilgi için bir tür otoban oluşturur. Yani çoğu atlet, başarısını kas hafızasına atfetse de, kasların aslında hafızaları yoktur. Bilakis, atletlere ve sanatçılara daha hızlı ve daha etkili sinirsel yollarla üstünlük sağlayan şey, sinirsel yolların miyelinleşmesi olabilir.

Bir beceride uzmanlaşmanın kaç saat, gün ve hatta yıl pratik gerektirdiğini hesaplamaya kalkışan birçok teori var. Henüz sihirli bir sayımız olmasa bile uzmanlığın sadece pratik yapma süresiyle alakalı olmadığını biliyoruz. Ayrı pratiğin niteliği ve etkililiği de önemlidir. Etkili pratik süreklidir, yoğun odak gerektirir ve bir insanın mevcut becerilerinin uçlarında yatan içeriği veya zayıflıkları hedef alır. Peki eğer etkili pratik anahtarlarımız ise, pratikten en iyi sonucu nasıl elde ederiz.

Bu ipuçlarını deneyin. Elinizdeki göreve odaklanın. Bilgisayarı veya TV’yi kapatarak ve cep telefonunu uçuş moduna alarak, dikkatinizi dağıtabilecek şeyleri en aza indirin. Bir çalışmada araştırmacılar, çalışan 260 öğrenciyi gözlemledi. Ortalama olarak bu öğrenciler bir kerede yalnızca altı dakika göreve odaklandır. En çok dikkat dağıtan şeylerden birkaçı bilgisayar, cep telefonu ve özellikle Facebook idi. Yavaşça veya yavaş hareketlerle başlayın. Doğru veya yanlış da olsa koordinasyon tekrarla oluşturulur. Eğer nitelik tekrarlarının hızını yavaş yavaş yükseltirseniz, doğur yapma şansınız yükselir. Dağıtılmış aralarla sık tekrar yapmak, seçkin sanatçıların pratik alışkanlıklarındandır.

Çalışmalar, en başarılı atlet, müzisyen ve dansçıların çoğunun beceri aktivitelerine haftada 50-60 saat harcadıklarını gösteriyor. Çoğu, etkili pratik için kullandığı zamanı, sınırlı olmak üzere günlük pratik vakitlere ayırıyor.

Son olarak, beyninizde canlı detaylarla pratik yapın. Bu biraz şaşırtıcı, fakat birkaç çalışma fiziksel bir eylem bir kere yapıldığında, yalnızca hayal edilerek pekiştirilebileceğini gösteriyor. Bir çalışmada 144 basket oyuncusu iki gruba ayrıldı. A grubu fiziksel olarak tek elli serbest atış pratiği yaparken, B grubu yalnızca zihinsel pratik yaptı. İki haftalık deney sonucunda test edildiklerinde, iki grupta orta seviyeli ve tecrübeli oyuncuların neredeyse aynı derecede geliştiği görüldü. Bilim insanları beyninizin sınırlarını ortaya çıkarmaya yaklaştıkça, etkili pratik anlayışımız yalnızca gelişecektir. Bu süreçte bireysel sınırlarımızı zorlamak için sahip olduğumuz en iyi yol etkili pratik yapmak, yeni boyutlar kazanmak ve potansiyelimizi yükseltmek.

Annie Bosler ve Don Greene



Read more

Covid -19 ve Antrenman


By Chevalier, MD - Cardiologist, Blanchard, MD & Dufour, MD - 2020

Birçok sporcu enfekte olduğunu bilmeyebilir, istirahatte çok az veya hiç semptom görülmez. Bununla birlikte, eğer aşağıdaki tavsiyelere uymazlarsa, egzersizle ilgili ciddi kalp problemlerinden mustarip olmaları muhtemeldir.

Egzersiz ve Bağışıklık Sistemi

1. Düzenli fiziksel egzersiz, genel sağlığınız, kilo kontrolünüzü, ruh halinizi ve virüse karşı bağışıklık sisteminizi artırmak için iyidir.
2. Ancak çok yoğun veya aşırı uzun antrenmanlar savunmanızı azaltır. Bu, virüsün vücutta yayılabilmesi ve kalp gibi diğer organlara ulaşması nedeniyle enfekte olma riskini veya mevcut bir klinik durumu kötüleştirme riskini artırabilir.
3. Kendinizi iyi hissetseniz bile, ateşinizi günde iki kez ölçün. Bunu ateşli hissettiğinizde veya güçlü bir öksürüğünüz olduğunda da yapın.

    
Ateş

4.      Ateşiniz varsa veya daha önce ateşlendiyseniz, ateş düştükten sonra en az 14 gün boyunca herhangi bir fiziksel aktiviteden kaçınmalısınız. Her şeyden önce, doktorunuza başvurmalısınız.
5.      Herhangi bir semptomunuz yoksa, parasetamolü (ağrı kesici ve ateş düşürücü etkiye sahip bir ilaç etken maddesidir) önleyici bir önlem olarak almayın: bu ateşi maskeleyebilir ve enfeksiyonunuzdan habersiz olabilirsiniz.
6.      Anti-enflamatuar ilaçlar, kortizon veya aspirin tüketmek yasaktır.

Kardio Antrenmanları

7.      Antrenman süresini en fazla 1 saat ile sınırlayın.
8.      Uzun antrenman süresi yerine gün boyunca 2 seans yapın, seanslar arasında minimum 3 saat dinlenin ve rehidrasyon (Sıvı kaybının yerine konması) yapın.
9.      Antrenman Esnasında maksimum efor seviyesini maksimum kalp atış hızınızın % 80'i ile sınırlayın.

Kuvvet

10.   Kuvvet antrenman seanslarını 1 saat ile sınırlayın.
11.   Maksimum yük ile çalışmayınız.
12.   Tükenene kadar egzersiz yapmayın.
13.   Aşırı yoğun "crossFit" tarzı antrenmanlardan kaçının.

Hidrasyon

14.   Dehidrasyon ( Vücudun susuz kalması) riski artırır: antrenmandan önce, antrenman sırasında ve sonrasında susuz kalmadığınızdan emin olun.
15.   Daha fazla terlemek için ekstra kıyafet giymemek özellikle önemlidir.

Tütün Ürünleri

16.   Fiziksel aktiviteden 1 saat önce ve 2 saat sonra sigara içmeyin. (Hiçbir şekilde duman yok)
17.   Sigara dumanı da virüslere karşı savunmanızı zayıflatır.

Kırmızı Bayraklar

18.   Aşağıdaki belirtiler aktivitenin derhal kesilmesini sağlamalı ve tıbbi tavsiye gerektirmelidir: göğüs ağrısı, egzersiz sırasında rahatsızlık, kalp atış hızında ani değişiklikler (ani artış veya keskin ve ani dalgalanmalar)


Read more