Futbolun Kayıp Koridoru

 


Sorun yabancı oyuncular değil. Sorun, geçişi yönetecek sistemlerin eksikliği.

Türk futbolu uzun yıllardır aynı tartışmanın etrafında dönüyor. Yabancı oyuncu sayıları, kontenjanlar, yerli oyuncuların aldığı süreler ve gençlerin önünün açılıp açılmadığı neredeyse her sezon yeniden gündeme geliyor. Kurallar değişiyor, rakamlar değişiyor, yönetimler değişiyor. Ancak tartışmanın özü büyük ölçüde aynı kalıyor.

Belki de bunun nedeni, yıllardır yanlış problemi çözmeye çalışıyor olmamızdır.

Bugün genç oyuncuların neden yeterince gelişmediğini konuşurken çoğu zaman sahaya bakıyoruz. Oysa sorun çoğu zaman sahanın üzerinde değil, kulüplerin organizasyon yapılarında saklı. Çünkü modern futbolda oyuncular yalnızca antrenmanlarla gelişmiyor. Onları geliştiren şey, içinde bulundukları sistemler, karşılaştıkları rekabet ortamları ve profesyonel futbola hazırlanırken geçtikleri süreçlerdir.

Başarılı akademiler oyuncu geliştirmiyor. Oyuncu geçişi yönetiyor.

Bu ilk bakışta iddialı bir cümle gibi görünebilir. Ancak dünyanın oyuncu geliştirme konusunda en başarılı kulüplerine baktığımızda karşımıza çıkan tablo tam olarak bunu gösteriyor. Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi'nin (CIES) çalışmalarında Benfica, Ajax, Barcelona, Sporting ve River Plate gibi kulüpler düzenli olarak dünyanın en başarılı oyuncu geliştirme organizasyonları arasında yer alıyor. Bu değerlendirmeler yalnızca kaç oyuncunun yetiştirildiğine bakmıyor; oyuncuların ulaştıkları seviyeleri, oynadıkları dakikaları ve profesyonel futboldaki sürdürülebilirliklerini de dikkate alıyor.

Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü oyuncu yetiştirmek ile oyuncuyu profesyonel futbola hazırlamak aynı şey değildir.

Bir oyuncu genç yaş kategorilerinde takımının yıldızı olabilir. Akademinin en dikkat çeken ismi olabilir. Milli takım forması giyebilir. Ancak profesyonel futbol bambaşka bir dünyadır. Oyun daha hızlıdır. Karar verme süreleri daha kısadır. Hata maliyeti daha yüksektir. Sonuç baskısı daha yoğundur. Akademide gelecek vaat eden birçok oyuncunun kariyeri tam da bu noktada yön değiştirir.

FIFA ve Avrupa Kulüpler Birliği'nin son yıllarda yayımladığı çalışmaların önemli bir bölümü bu nedenle doğrudan akademiden profesyonel futbola geçiş sürecine odaklanıyor. Çünkü modern futbolda asıl sorun çoğu zaman yeteneği bulmak değildir. Dünyanın hemen her ülkesinde yetenekli çocuklar vardır. Asıl mesele, o yeteneğin profesyonel futbolun gerçekleriyle karşılaştığında ayakta kalabilmesini sağlayabilmektir.

Futbolun en zor bölümü, bulunan yeteneğin kaybolmasını engellemektir.

Benfica'nın Seixal yerleşkesi bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Kulüp genç oyuncuları akademiden çıkarıp doğrudan A takım baskısının içine atmıyor. Benfica B takımı, oyuncuların profesyonel futbolun fiziksel ve zihinsel talepleriyle kontrollü biçimde tanışmasını sağlayan bir ara basamak görevi görüyor. Oyuncular yalnızca maç oynamıyor; profesyonel futbolcu olmayı öğreniyor.

Ajax'ta Jong Ajax benzer bir rol üstleniyor. Akademi futbolu ile profesyonel futbol arasındaki boşluğu dolduran bu yapı, genç oyuncuların yaş grubu rekabetinden çıkıp sonuç baskısının olduğu gerçek bir futbol ortamına geçmesini sağlıyor. Oyuncu ile A takım arasındaki mesafe yalnızca yaş alarak değil, planlanmış bir gelişim süreciyle kapatılıyor.

Barcelona ise bu fiziksel köprüyü felsefi bir çatıyla destekliyor. Barça Atlètic profesyonel geçiş için önemli bir basamak oluştururken, La Masia'nın yıllardır koruduğu ortak futbol dili oyuncunun adaptasyon sürecini kolaylaştırıyor. Genç oyuncu A takıma çıktığında yeni bir oyun öğrenmiyor. Çocukluğundan beri içinde bulunduğu futbol kültürünün daha hızlı, daha sert ve daha talepkâr bir versiyonunun içine giriyor.

Sporting'de de benzer bir yaklaşım görülüyor. Oyuncunun profesyonel seviyeye hazırlanması yalnızca akademinin sorumluluğu olarak görülmüyor. Geçiş süreci, kulübün genel stratejisinin bir parçası olarak ele alınıyor. Oyuncunun bir sonraki adımı, bir sonraki rekabet seviyesi ve gelişim yolculuğu tesadüflere bırakılmıyor.

Yöntemler farklı olabilir. Ligler farklı olabilir. Kültürler farklı olabilir. Ancak bu kulüplerin ortak bir noktası vardır: Akademi ile profesyonel futbol arasındaki boşluğu yönetmeye çalışırlar.

Oyuncular profesyonel futbola tesadüfen ulaşmıyor. Sistemler tarafından taşınıyor.

Bu nedenle Avrupa'nın önde gelen kulüplerinde artık yalnızca akademi direktörleri bulunmuyor. Kiralık oyuncu yöneticileri, geçiş dönemi antrenörleri, bireysel gelişim uzmanları ve oyuncunun kariyer yolculuğunu takip eden departmanlar giderek daha önemli hale geliyor. Çünkü bu kulüpler önemli bir gerçeği kabul etmiş durumda: Yetenek kendi başına yeterli değildir. Bir oyuncunun profesyonel futbola hazırlanabilmesi için doğru rekabet seviyesine, gelişimini destekleyen bir oyun modeline, uzun vadeli bir planlamaya ve hata yapmasına izin verecek kurumsal sabra ihtiyacı vardır.

Türkiye'deki tartışmalar ise çoğu zaman bu noktaya gelmeden sona eriyor. Genç oyuncuların aldığı dakikalar konuşuluyor. Yabancı oyuncu sayıları konuşuluyor. Kontenjanlar konuşuluyor. Oysa dünyanın başarılı akademileri başka sorular soruyor. Bu oyuncunun gelişim planı var mı? Bir sonraki rekabet seviyesi belli mi? Kiralama stratejisi gelişimi destekliyor mu? Akademi ile A takım aynı futbol dilini konuşuyor mu? Oyuncunun profesyonel futbola geçişinden kim sorumlu? Kulübün bu süreç için tanımlanmış bir sistemi var mı?

İşte futbolun kayıp koridoru tam olarak burada başlıyor.

Genç oyuncuların önemli bir bölümü akademilerde değil, profesyonel futbola giden yolun üzerinde kayboluyor.

Bu nedenle genç oyuncu gelişimini yalnızca sahadaki dakikalar üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Oyuncu gelişimi yalnızca teknik eğitim süreci değildir. Kulübün farklı departmanlarının birlikte çalışmasını gerektiren bir koordinasyon meselesidir. Teknik direktörün, akademi direktörünün, performans ekibinin ve yönetimin aynı hedef etrafında buluşmasını gerektiren bir liderlik meselesidir.

Genç oyuncu gelişimi bir yetenek problemi değildir. Bir organizasyon problemidir.

Bu nedenle belki de yıllardır aynı tartışmayı yeniden yapmak yerine başka bir yerden başlamalıyız. Sorulması gereken ilk soru kaç yabancının oynadığı değildir. Sorulması gereken ilk soru, kaç genç oyuncunun profesyonel futbola geçişinin bilinçli, planlı ve sürdürülebilir şekilde yönetildiğidir.

Çünkü bir kulübün akademisi ne kadar güçlü olursa olsun, akademi ile A takım arasındaki mesafe yönetilemiyorsa o kulüp oyuncu yetiştirmiş sayılmaz. Oyuncu gelişimi yalnızca eğitim süreci değildir; aynı zamanda bir geçiş, koordinasyon ve organizasyon sürecidir.

Organizasyon problemleri kontenjanlarla değil, sistemlerle çözülür.

Bir futbol ülkesinin geleceği çoğu zaman akademilerin kapısında belirlenmez. Geleceği belirleyen şey, akademi ile profesyonel futbol arasındaki o dar, görünmez ve zorlu koridordur.

Bazı kulüpler oyuncu keşfetmede ustadır.

Bazıları ise oyuncunun o koridordan geçmesini sağlar.

Futbol tarihine bakıldığında, kalıcı farkı yaratanların ikinci grupta olduğu görülür.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbol Antrenorlugune giris UEFA C Lisans Antrenör

Motivasyon Sözleri

UEFA B Eğitim Programına nasıl daha kolay kabul edilirsiniz