Dünya Kupasına Gitmek Yetti mi?
Milli Takım Şimdi Ne Yapacak?
Yirmi dört
yıl sonra Dünya Kupası'na gitmek Türk futbolu için önemli bir eşikti. Ancak
bazı hedefler vardır ki, onlara ulaştığınız gün tartışma bitmez; aksine asıl
tartışma o gün başlar.
Türkiye
Dünya Kupası'na katıldı fakat ilk iki maçın ardından turnuvaya veda etti. Şimdi
futbol kamuoyunda tanıdık bir tartışma yaşanıyor: Başkan değişmeli mi? Teknik
direktör devam etmeli mi? Oyuncu grubu yeterli mi?
Oysa belki
de önce başka bir soruyu cevaplamamız gerekiyor:
Dünya
Kupası'na gitmek yeterli miydi?
Çünkü bu
soruya vereceğimiz cevap yalnızca 2026'yı değil, 2028 Avrupa Şampiyonası'nı ve
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı 2032 Avrupa Şampiyonası'nı da
şekillendirecek.
Bugün
yaşanan hayal kırıklığını küçümsemek mümkün değil. Türkiye, Avustralya ve
Paraguay karşısında iki maçta toplam 62 şut çekmesine rağmen gol atamadı. Dünya
Kupası tarihinde uzun yıllardır görülmeyen bu tablo, yalnızca bir istatistik
değil, aynı zamanda bir teşhis ipucu olarak da okunabilir.
Rakamların
söylediği şey ilginç:
Türkiye kötü
oynayarak elenmedi. Ama iyi oynamanın yetmediği bir seviyede elendi.
Bu iki cümle
arasındaki fark önemlidir.
Çünkü
futbolda olduğu gibi iş dünyasında da bazı organizasyonlar hedeflerine
ulaşamadıkları için değil, ulaştıkları yeni seviyenin gerektirdiği standartları
henüz karşılayamadıkları için zorlanırlar.
- Dünya Kupası'na katılmak bir
hedefti.
- Dünya Kupası'nda rekabet
edebilmek başka bir hedefti.
- Dünya Kupası'nda kalıcı olmak
ise bambaşka bir hedefti.
Türkiye ilk
eşiği geçti. Şimdi ikinci eşiğin neden geçilemediğini anlamaya çalışıyor.
Tam bu
noktada doğal refleks devreye giriyor.
Birileri
gitmeli. Birileri sorumluluk almalı. Birileri bedel ödemeli.
Bu refleks
yeni değil. Spor tarihinde de, iş dünyasında da, siyasette de büyük hayal
kırıklıklarının ardından ilk aranan şey çoğu zaman çözüm değil, sorumludur.
Çünkü
sorumlu bulmak rahatlatır. Anlamak ise zaman ister.
Fakat teşhis
konulmadan başlanan her tedavi, yeni sorunlar üretme riski taşır. Bugün
Türkiye'nin önündeki temel mesele de budur. Bu sonuç neyi gösteriyor? Sorun
oyuncu kalitesinde mi, oyun modelinde mi?
Büyük maç
deneyiminde mi, yoksa karar alma kalitesinde mi? Yoksa bunların birkaçının
birleşiminde mi? Henüz bilmiyoruz.
Ama
bildiğimiz bir şey var. Dünya Kupaları bazen öğretmendir. Takımlara sahip
olmadıkları problemleri göstermezler. Zaten sahip oldukları problemleri görünür
hale getirirler.
Bu nedenle
62 şut ve 0 gol yalnızca geçmişi anlatan bir veri değildir. Aynı zamanda
geleceğe bırakılmış bir nottur. Belki de Türk futbolunun en büyük problemi bu
değildir. Ama bir sonraki problemi kesinlikle budur.
İşte bu
yüzden bugün verilecek kararlar yalnızca bugünü ilgilendirmiyor. Önümüzde 2028
Avrupa Şampiyonası var. Üç farklı kıtada gerçekleşecek olan 2030 Dünya Kupası
var. Daha da önemlisi, Türkiye 2032 Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak.
Birçok ülke
büyük turnuvaları geçmiş başarıların kutlaması olarak görür. Akıllı ülkeler ise
onları geleceğin hazırlık süreci olarak değerlendirir.
Bu nedenle
bugün yapılması gereken şey ne yaşanan hayal kırıklığını küçümsemek ne de
öfkeyle bütün sistemi yargılamaktır.
Asıl ihtiyaç
duyulan şey soğukkanlı bir değerlendirmedir.
- Neyi doğru yaptık?
- Neyi eksik yaptık?
- Hangi parçaları korumalıyız?
- Hangi alanlarda yeni çözümler
üretmeliyiz?
Çünkü bazen
bir kurumun geleceğini başarısızlıklar belirlemez.
Başarısızlıklara
verdiği tepkiler belirler.
Bu Dünya
Kupası'nda Türkiye son maça bir şans bırakamadı. Ancak belki de asıl mesele bu
değil. Asıl mesele, son iki maçın Türk futboluna ne anlattığı.
Çünkü 62 şut
ve 0 gol sadece bir istatistik değildir.
Bir takımın
hangi seviyeye geldiğini ve hangi seviyeye henüz gelemediğini gösteren bir
işarettir.
Türkiye
Dünya Kupası'na gitmeyi başardı. Her ne kadar takım sayısı artırılmış bir Dünya
Kupası olsa bile, bu küçümsenecek bir başarı değil. Fakat Dünya Kupası bize
yeni bir soru bıraktı.
Artık Dünya
Kupası'na gitme eşiğini geçtik. Bundan sonraki hedef; Dünya Kupası seviyesinde sonuç üretebilmek.
Önümüzdeki
yıllarda verilecek kararların değeri de burada ortaya çıkacak. Çünkü bazı
ülkeler büyük turnuvalardan hatıralarla döner. Bazıları ise sorularla. Türk
futbolunun geleceğini belirleyecek olan şey, bu turnuvadan hangi cevapları
çıkardığı değil; hangi soruları doğru sorduğu olacak.
Bugün
cevaplanması gereken soru "Kim gidecek?" değil.
Türkiye
Dünya Kupası'na gitmeyi başardı. Peki şimdi, Dünya Kupası seviyesinde
kalabilmek için ne yapacak?

Yorumlar
Yorum Gönder